Saros için yaptığı şarkı ses getirmişti… Reggae müziği, Trakya ezgileriyle buluşturdu!

Trakyalı müzisyen ve aynı zamanda öğretmen olan Mert Ör, Saros Körfezi’nin yok olmasına ve talan edilmesine karşı söz ve müziği kendisine ait ‘Saros’ isimli şarkı yazarak farkındalık yaratmıştı.

Agam şarkısıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Mert Ör, MedyaTava’nın sorularını yanıtladı.

Agam şarkısı ile ses getirdin, Reggae, Trakya ve 9-8 buluşması yerinde oldu ve çok sevildi. Nasıl gelişti Reggae müziği Trakya’ya uyarlama fikri?

Bir fikir olarak gelişmedi, tamamen doğal bir şekilde girdi hayatıma bu tarz. Uzun zamandır Türkiye’de Reggae alt yapılarıyla yapılan şarkıları beğenerek dinliyorum, bu tarzı genel olarak seven birisiyim. Özellikle şarkıların ritim yürüyüşleri çok hoşuma gidiyor ama bir gün Reggae yapacağım fikri aklımda hiç yoktu hem de Trakya şivesiyle :). Bir gün işten geldim ve üzerinde durduğum bir Reggae alt yapısıyla çalışmaya başladım, stresli bir gün geçirmiştim. Hal böyle olunca tüm Trakyalılar bilir ki; ne kadar güzel bir İstanbul Türkçesi kullanırsanız kullanın o şive hemen dile dolanıyor. Benim de o an ağzımdan bir anda çıkıverdi: “A be çook kızgınım bugün, agam yatırmış arabayı”. Annemin anlata anlata bitiremediği, dedemin bir araba balyayı devirme olayı geldi aklıma. Annemin köyü, köyde geçen anılarım, peş peşe kalemime döküldü ve “Agam” şarkısı ortaya çıktı. Sözleri bitirdikten sonra eğlencesine bir kayıt alıp İnstagram sayfama attım. Ardından eşimi işten almak üzere evden çıktım, “yolda herkes dalga geçecek şimdi benimle” diye düşündüm, “eve dönünce kaldırayım şunu” dedim, eve bir geldim paylaşımlar almış başını gidiyor. Birçok kişi şarkıyı bitirmem için mesaj atmış ve şarkıyı bitirdim, bir süre sonra da arkadaşım ve aranjörüm Mert Karaca ve Babanın Oğlu Kemal abimin desteği ile bir klip çektik hem de annemin köyünde. Trakyalılar şarkıyı oldukça benimsedi ve beğendiler. O an fark ettim ki; yaptığım müziğin Trakya ile bu kadar uyum sağlamasında ve beğenilmesinde en önemli rol müzik türünün Jamaika kültürüne ait olmasıydı. Çünkü Trakya ve Jamaika kültürleri sıcakkanlı, cömert insanları, insanların rahat yaşama olan ilgileriyle birçok yönden benzeşiyor. Ülkemizde hemen hemen her yöre ağzıyla, şivesiyle yapılmış tonlarca şarkı varken neden Trakya şivesiyle şarkılar olmasın dedim. Böylelikle Reggae müziğini Trakya ile buluşturmuş oldum.

Son yayınladığın Saros Körfezi şarkısı ile konuşuluyorsun, Nasıl gelişti bu şarkı? Saros’ta mı geçti çocukluğun, denize girer miydin? Doğalgaz Limanı, körfez talanı? Nereden çıktı bu şarkı?

Evet şarkının beğenilmesi ve kabul görmesi beni çok çok mutlu etti. Saros’ta yapılması planlanan FSRU limanı dünyada bu kadar önemli bir körfezi gerçekten yok olmayla karşı karşıya getiriyor. Çocukluğumdan beri bu denize giriyorum. Gençliğimin en güzel yıllarında, hayatımın en güzel sahnelerini Saros sahillerinde yaşadım, müziğim bu sahnelerde can buldu. Yaptığım şarkının bu güzelim doğanın kurtulmasında bir nebze de olsa payı olacaksa ne mutlu bana. Saros gönüllüleri Saros’un talan edilişi karşısında, bilime ve hukuka dayanarak adalet beklerken, yılmadan, yorulmadan mücadele ettiklerini zaten takip ediyordum. Çok değerli insanların kurduğu ve gün geçtikçe büyüyen bu grupta gerçekten kıymetli insanlar var. Saros’un sularında yüzmüş, nefesini içine çekmiş bir Trakyalı olarak bu mücadeleye en iyi bildiğim dil olan müziğimle katkıda bulunmak istedim. Müziğin her zaman iyileştirici ve birleştirici bir güç olduğuna inanıyorum. Özel eğitim öğretmenliği yaptığım okulumda da özel öğrencilerimle gerçekleştirdiğim çalışmalarda en iyi etkileşim ve iletişim dönüşlerini müzik ile alıyorum.

Trakya’dan sanat, spor alanında pek ses çıkmaz, sen uzun yıllar sonra Trakya müziğine, sanatına bir şeyler katıyor ve konuşuluyorsun.

Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Trakya ülkemize bilim, sanat, spor alanlarında birçok önemli ve başarılı insan kazandırmış bir bölgedir. Trakya’nın bu alanda ülkenin en önemli kaynaklarından biri olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bölgede yetişen nesiller bilime, sanata, spora değer veren bir aile kültürüyle büyürler. Ben şu an bu topraklarda yetişmiş birçok başarıya imza atmış büyüklerimin izinden giden birisiyim. Belki onlarla farkım benim bu yola Trakyalıları katarak çıkmamdır. O yüzden Trakya’dan bir ses olarak görünüyor olabilirim.

Bu süreçte Pandemi ve müzisyen olmak zorluklarını konuşalım. Zaman sen ve binlerce müzisyen için nasıl akıyor?

Ben çalışabildiğim başka bir mesleğim daha olduğu için şanslıyım. Ama tek geçim kaynağı müzik olan müzisyenler için artık zamanın aktığını düşünmüyorum. Ekonomisini sanatıyla sağlayan bu insanlar pandemi döneminin en yalnız bırakılmış insanlarıdır. Ülkede hemen hemen tüm iş alanları yarı, tam zamanlı ya da uzaktan faaliyet gösterirken müzik sektörünün üzeri örtülmüş ve birçok insan artık bu yükün altında nefes alamayacak hale gelmiştir. Dilerim bu zor zamanlarında psikolojik olarak oldukça yıpranmış tüm müzisyenlerin çok geç olmadan farkına varılır ve bu sorunlar çözüme kavuşur. Müziğin sesini kısmakla, müzisyenin sesi kısılmıyor.

Trakya insanını nasıl tarif edersin? Söğüt gölgeleri, harareti almalar, saman balyaları…

“İyi ki Trakyalıyım beyaa” diyerek başlayayım anlatmaya. Trakyalılar hoşgörülü, saygılı, sıcakkanlı insanlardır. İnsanları ayırıp ötekileştirmezler. Değişimlere açık, dar görüşlere kapalıdırlar. Çalışkandırlar aynı zamanda da rahat yaşamayı severler. Kim nasıl giyinmiş, kim ne yemiş, kim ne içmiş, hangi takımlıymış, nereliymiş, dini ne, dili ne, rengi ne, sorgulamazlar. Burada yaşayan insanlar özgürdür. Aynı zamanda da çevresindeki insanların da özgür olduğunun bilincindedirler. Vatanın her karış toprağına aşıktır Trakya insanı. Atatürk sevgisiyle yaşarlar. Trakya insanı zekidir. Askere giden çoğu genç rütbe alarak döner memleketine. Burada evinizin kapısını kilitledim mi diye düşünmezsiniz. Hava karardığında bir kadın sokaklarda korkarak yürümez Trakya’da. Erkekler yolunu değiştirir bir yanlış anlaşılma olmasın diye. Kapalı bir kadınla açık giyinen bir kadın yan yana geldiğinde birbirlerine bakıp ne yaparlar biliyor musunuz? Davulcu ritmi verir en hızlısından kasap alayında alay çekerler… Çocuklarınız tek başlarına bakkala giderken içiniz ürpermez. Mahalle önüne oynamaya çıkan çocuğunuzu 5 dakikada bir kontrol edip gözetmezsiniz, Trakya’nın çoğu kesiminde hayat böyledir. Peki tüm Trakyalılar iyi insanlar mıdır? Tabi ki hayır. Bizi iyi ve güzel insan yapan tek memleket kalbimizdir, memleketimin her toprağı altın gibi, her toprağının altın gibi insanları var. İyi insanlara selam olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir